Marka nedir? Mevzuatımızda markanın doğrudan açık bir tanımı yapılmamakla birlikte marka olabilecek işaretleri düzenleyen Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 4/1’de dolaylı bir tanımın yapıldığı söylenebilir(1). Buna göre SMK’nın 4. maddesinde;
“bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlayan ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olan kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaret“
şeklinde; mülga 556 sayılı MarkaKHK’nın 5. maddesinde ise;
“bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil, özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretler”
şeklinde markanın tanımı yapılmaya çalışılmıştır.
Görüldüğü üzere 6769 sayılı SMK’da markanın tanımı 556 sayılı KHK’ya nazaran daha geniş biçimde yapılmıştır. Ayrıca belirtmek gerekir ki bu maddede sayılan hususlar numerus clausus (sınırlı sayıda) olmayıp, yalnızca madde metninde sayılan işaretler itibariyle sınırlı değillerdir.
Bu tanımlardan yola çıkarak, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini, bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması ve sicilde gösterilebilir olması koşuluyla, her türlü işaretin marka olduğu sonucuna varabiliriz.
Peki markanın işlevi nedir? Bir diğer deyişle marka ne işe yarar?
Adalet Divanı kararlarında, marka tescili yolu ile sağlanan koruma amacının, özellikle markanın köken işlevini sağlama olduğunun belirtildiğini ve markanın Avrupa Topluluğunun Kuran Anlaşma’nın ulaşmak istediği bozulmamış rekabet sisteminin esaslı bir kısmını gösterdiğini vurgulamaktadır.
Adalet Divanına göre, bu amaç doğrultusunda markanın temel işlevi, ilgili çevreye markanın kullanıldığı mal veya hizmeti farklı kökene sahip olan mallar ve hizmetlerden ayırt etmeyi mümkün kılmak suretiyle onların kökenini garanti etmektir. Adalet divanı markanın diğer işlevlerini de bu tekel işlevinin üzerine inşa ederek belirlemektedir.
Bizim hukukumuzda ise tüm bunlara ek olarak markanın kalite işlevi de korunmuştur. Örneğin SMK Madde 152’de, marka sahibi, markayı taşıyan malın üçüncü kişiler tarafından değiştirilerek veya kötüleştirilerek ticari amaçlı kullanılmasını engelleyebileceği düzenlenmiştir.
(1): SULUK Cahit, KARASU Rauf, NAL Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s.159
